Thursday the 19th - Psikolog Dr. Murat SARISOY - HostingFlow.com
  • MUTLU BİR AİLE İÇİN 22 YILDIR 7/24 YANINIZDAYIZ 0232374000

  • HUZURLU BİR EVLİLİK İÇİN 22 YILDIR 7/24 YANINIZDAYIZ 0232374000

  • STRESLE BAŞA ÇIKABİLMENİZ İÇİN 22 YILDIR 7/24 YANINIZDAYIZ 0232374000

  • BAŞARILI EBEVEYN OLABİLMEK İÇİN 22 YILDIR 7/24 YANINIZDAYIZ 0232374000

  • MUTLU ERGENLİK İÇİN 22 YILDIR 7/24 YANINIZDAYIZ 0232374000

  • HEDEFLERİNİZE ULAŞABİLMENİZ İÇİN 22 YILDIR 7/24 YANINIZDAYIZ 0232374000

  • SAĞLIKLI BİR KİŞİSEL GELİŞİM İÇİN 22 YILDIR 7/24 YANINIZDAYIZ 0232374000

Evlilik Denilen Omlet

 

68 yaşında bir danışanım karşıladı beni bu sabah ofisimde. Hanımefendi yüksek öğrenimli İzmir’in en iyi kolejlerinin birinden mezun kariyer ve başarı sahibi bir kişiydi. Kendi de çok iyi bilmiyordu, neden burada olduğunu ama gelmişti işte, laf lafı açtı ve eşinden bahsetmeye başladı. Kendisiyle aynı yaşta akademik kariyere sahip bir eşi vardı. ’41 yıldır evliyim’ diyordu, ‘tam 41 yıldır evliyim ve bu 41 yıl maalesef boşa geçti Murat bey’… ‘aslında başından beri hataydı. Keşke hiç evlenmeseydim, ancak artık yetişkin iki kızım var. İki kızım da olmasa zaten boşanırdım. Çocuklar küçücükken ayrılmak istedim, beni çok seviyormuş ama sevgi tek başına neye yarar ki? Beş yıldır ayrı yaşıyoruz, artık yüzünü bile görmek istemiyorum, ayrı yaşamaya devam etmek istiyorum. Hatta ölsün artık da kurtulayım’ diyordu.

 

Peki ya ne olmuştu? Neden bu hale gelmişlerdi? Aslında olanlar basitti. Hiçbirşey olmamıştı. Eşi hiçbirşeyle ilgilenmemiş, hiçbir yardımı olmamıştı, keseleri ayrıydı. Ayrı ceplerden harcıyor, ayrı ceplerden yaşıyorlardı. Dışarıda yedikleri yemeklerin hesabı bile ayrı ödeniyordu. Sorun mu neydi? ‘Biz’ olamamışlardı ve hanımefendinin eşinin de zaten ‘biz olmak’ gibi bir niyeti de yoktu. Böyle görmüştü, böyle yaşamıştı ve böyle de yaşamaya devam edecekti. Böylelikle yıllar geçti, gitti. Tükenmiş bir şekilde karşıma gelen ve artık ömrünün sonbaharındaki bu insan için, kalan ömründe onu mutlu edecek yollar bulmasına yardım etmekten başka bir çare yoktu.

 

‘Evlendik, birlikte düğün yaptık, birlikte harcadık, birlikte balayına gittik  altı ay geçti ve eşim bir gün bana; senin bu borçların ne zaman bitecek dedi. Halbuki biz bu harcamaları hep birlikte ve bizim için yapmıştık. Daha sonra ise, altınları paylaşamadık, ortak bir kasaya koyamadık, eşim sana güvenmiyorum, vermiyorum dedi. Ben arsa alıp yatırım yapmak istedim  eşim yine sana güvenmiyorum dedi’. 

 

Bütün bu cümleler ve yukarıda yazdıklarım, evliliklerinde biz olamamış, ortak bir bütçe bile oluşturamamış, maddi ayrışma ya da bütünleşmeme zemininde bir evliliği sürdürmeye çalışan danışanlarıma ait.  Ne yazık ki yukarıdaki gibi cümleler evlilikte daha maddi uyumu ve birlikteliği bile sağlayamayacak zihniyette iken evlenmiş kişiler bu toplumda oldukça ve bunda da bir anormallik görmedikçe kurulmaya devam edilecekler. Evlilikte ‘biz olmak’ kavramının ölçütlerinin başında gelen maddi birliktelik ve güven duygusu oturmaz ise çoğunlukla süreç içinde çıkacak sorunlardan ayrılıklar ve boşanmalar meydana gelmektedir. Çoğunluklada eşlerin anne, baba ve yakın akrabaları bu konuda taraf olmaktadırlar. Bu tür müdahaleler ise, belki de terapi ile düzelebilecek bir evlilik yaşantısını daha da kötü hale getirmektedirler. Çiftlerin bu ve benzeri sorunları çözebilmesinin yolu ise benim deyimimle omlet olmaktan geçer.

 

Çünkü evlilik omlet olmaktır. Şimdi bu nasıl bir tanımlama ya da nasıl bir benzetme diyebilirsiniz. Ancak evlilik ortak ego gerektiren, ve hatta belki de egolardan arınmayı gerektiren bir kurumdur. Evlilikte egoyu yumurta kabuğuna benzetecek olursak; iyi bir omlet için öncelikle yumurtaların kabuklarından ayrılmalarının gerekmesi gibi, iyi bir evlilik için de daha en başta egoların evliliğin dışında bırakılması gerekir. Nasıl bir omletin içindeki en ufak kabuk parçası bile, omletin bütünlüğünü ve tadını bozarsa, evlilik denen ve aslında istenirse çok lezzetli olabilecek omletin de bütün tadı bozulacaktır. 

 

Evlilik dışarıdan bakıldığında hayata dair; doğal bir yapılanma gibi görünse de, aslında taraflar doğal ve istekli oladıkları sürece doğal olması ve de kalması mümkün değildir. Evli olan çiftler, ticari bir ortaklılıktaki gibi maddi kaygılarla hareket ederlerse ve aynen güvensiz bir ticari ortaklıktaki gibi sürekli kandırılmaktan ya da sömürülmekten korkarlarsa bu nokta da evliliğin doğallığından da bahsedilemez. Bu nedenle evlilik öncesi sözleşme yapılan evlilikler de dahil olmak üzere bütün evliliklerde bütçe ortak olmalıdır. Ortak bir yaşantı, ortak hareketlilik ortak bütçe gerektirir. Aksi takdir de bu sadece dışarıya evli görünmek, evliliğin bizimki gibi ortadoğu ülkelerinde sağladığı pozitif ayrımcılık avantajlarından yararlanmak, statü ve kayıt altında çocuk (anası babası, kütüğü belli olan) sahibi olmak  adına yapılmış bir sözleşmeden ileri gidemez. Bu tarz evlilikler de herkes alacağını aldıktan belli bir süre sonra evlilik çöplüklerinden birinde yerlerini alırlar. Hatta belki de en baştan hakettikleri yer de burasıdır.

 

Yani özetle ve son olarak şunu derim; paylaşmayı bilmiyorsanız, eşinizi değil paranızı seviyorsanız, paracıklarınızı boş yere harcayıp da evlenmeyiniz…

  

Psikolog Dr. Murat SARISOY

KLİNİK PSİKOLOJİ UZMANI

 

 

Danışma ve Randevu Hatlarımız:

  • 0 232 464 00 60

  • 0 232 374 00 00 (7 Gün / 24  Saat Danışma ve Randevu Hattı)

  • 0 534 670 23 73

  • 0 554 580 25 10

Uzmanımız Psikolog Dr. Murat SARISOY'un Kaleminden; "BİR PSİKOLOĞUN SEYİR DEFTERİ"

Bir Psikoloğun Seyir Defteri

Kitap Hakkında

Biz insanlar toplumsal bir varlık olduğumuza göre; nasılsa, bu toplumun ürettiği sorunlarla eninde sonunda mutlaka karşılaşacağız. Yaşayacağımız sorunlar aşağı-yukarı aynı gibi... İşte, Dr. Psikolog Murat Sarısoyun kaleminden, bazı toplumsal sorunların çözümü yönünde, adeta bir Psikologla konuşuyormuş gibi aydınlanacaksınız, yaşadığınız sorunların çözümünde ipuçlarını keyifle okuyarak bulacaksınız.

 

 

Okurla beraber arayıp bulan yazılar... Murat Sarısoy’un kitabında gündelik hayattaki sıradan konuların daha başlıklarına bakarken bize neler söyleyeceğin tahmin etmeye başlıyorum.Her seferinde tahmin ettiğimden bir kaç fazlasıyla karşılaşmak kitabın geri kalan sayfalarına beni yöneltiyor. Kitabın odağını insanlar ve ilişkileri oluşturuyor. Anne-kız, çocuk-ekran, kadın-erkek… Bu konunun sadece psikolojinin alanı olmadığını bilerek okumaya devam ettiğinizde, Murat Sarısoy’un yazıları psikoloji perspektifi ile yetinmeyerek, bütün düşünüşlerin ‘anası’ felsefeye uzanıyor. Cevapları bulmayı okurla beraber gerçekleştirmek isteyen, öğretici olmadan öğrenmeyi sağlayan yazıları severim. Murat Sarısoy’un kitabı böyle yazılardan oluşuyor.

Dr. Yankı Yazgan 

 

Kitabı Satın Alabilmek İçin Aşağıdaki Linkleri Kullanabilirsiniz;

Etki Yayınevi/Bir Psikoloğun Seyir Defteri

İdefix Kitap/Bir Psikoloğun Seyir Defteri

www.dr.com.tr/kitap/bir-psikologun-seyir-defteri